Basit yaşam nedir, ne değildir

Basit yaşam son değildir sadece başlangıçtır. Bir kere bu
yolculuğa/serüvene başladıktan sonra hiç beklemediğiniz düşünce sistemi ya da yaşam felsefesi oluşturmuş bir şekilde bulabilirsiniz kendinizi. Kim bilebilir?

yazının devamı

Reklamlar

Havlu kağıt, reklamlar ve kese kağıdı…

DSCN6385

Havlu kağıt kullanmadığımdan çok önceleri bahsetmiştim. En çok da yeşillikleri yıkayıp kuruttuktan sonra saklama kabında kullanmak için ihtiyaç duyuyordum havlu kağıda. Bugün onun yerine alternatif olarak kullandığım kese kağıdının ölçülerini düzenlemek için makasla uğraşırken aynen şu cümleler geçti aklımdan, buraya da not almak istedim (organik pazardaki uygulama çok hoşuma gidiyor zira plastik poşet veren satıcıların sayısı oldukça az, kese kağıdı kullanımı ise oldukça yaygın).

yazının devamı

Merhaba palamut

DSCN6379

Tanıştığımıza çok memnun oldum. Ben hep senin ismini duyardım ama neye benzediğini tam olarak hiç bilemezdim. Aylar önce yetiştiğin ağacın yaprağını göstermişti eşim bana, çok ilginç bir yapraktı. Bugün ise ormanda (tabii ki de orman, sen bakma park dediklerine :) ) gezintiye çıktığımızda karşılaştık seninle. Senden biraz fazla toplamış olabilirim ama bir kısmını köyüme ekmek istiyorum gelecek sene, bir kısmınla da kuruyunca oyunlar oynayacakmışız. Evet, ben de senin gibi heyecanla bekliyorum çocukların oyunlarına nasıl eşlik ettiğini.

En kısa sürede tekrar görüşmek üzere…

Tohum…

DSCN6341

Resimdeki güzelliklerin çoğunun ismini tam bilemesem de hepsiyle bu sabahki “bitki bilimcilik” oyunumu oynarken karşılaştım…

Modern apartman köleliğine inat her bir karış toprağa ve üzerinde yaşayan çeşitliliğe daha bir odaklanmam gerekiyor sanırım…

Biz şehirliler için toprakla uğraşmak öylesine unutulmuş, yabancı bir kavram olmuş ki, oturduğum apartmanın yeni sulanmış bahçesinde “yalın ayak” yürüme çabam “acaba deli midir nedir” bakışları altında eyleme geçemeden çaba olmakla kaldı. Bahçenin sadece göze hitap etmesi için yapılmasına inat, bir cesaret üzerinde oyunlar oynadığım günler gelecektir diye hayal ediyorum…

Doğa candır…

DSCN6316Sıcaklardan bunalmış nefes bile alamazken burnuma mis gibi toprak kokusu geldi bir anda. “Hayırdır” dedim kendi kendime “acaba köyüm burnumda mı tütmeye  başladı”. Sonra fark ettim ki apartmanın bahçesi sulanıyormuş.

Ne zaman topraktan ve doğadan kopartıldık böylesine. Modern apartman köleleri olduk çıktık…

Bir kimya sorusu

DSCN6293Öncelikle kimya soruma konu olan durumu kısaca özetleyeyim yani bir nevi ön bilgilendirme yapayım. İki kavanozun içinde de hindistan cevizi yağı var. İkisi de organik sertifikalı ve ikisinden biri “sözde” soğuk sıkım gibi gözüküyor. İki kavanozda aynı dolapta ve aynı sıcaklıkta muhafaza ediliyor. Ortam sıcaklığı tahmini 26-27 derece gibi. Sorum için önemli bir ip ucu; hindistan cevizi yağının erime ısısı yaklaşık olarak 24 derece.

Sorum şu: Tüm bu bilgiler ışığında hangi yağ “sözde” soğuk sıkım?

Not: Hep diyorum “organik ürünler dünyası” da ciddi anlamda çirkinleşiyor. Ayrıca bir sertifika firmasının ürünlerinin ciddi anlamda sıkıntılı olduğuna dair sağlam süphelerim oluşmaya başladı…

Ekmek kokusu

Bugün garip bir huzur vardı içimde. Fırından yayılan “ekmek kokusu” buna sebep… Ekmek kokusunun bir evi bu kadar doldurabileceğini hiç tahmin etmezdim. Hani derler ya “yaptığınız yemeğin içine sevginizi katın” diye… Ben bugün ekmeğimin hamurunu yoğururken içine bir tutam sevgimi kattım, bir tutam ışık, bir tutam da umut…

Ekmek kokusunun peşine takıldı ruhum. Önce mutfağın penceresinden sızdık beraber, sonra gökyüzüne doğru yol almaya başladık. “Sadece bulutlara bak olur mu” dedim, “tamam” dedi hiç düşünmeden. O da hissetmişti çünkü…

Toprak Ana ile sohbet

“Nerede olursanız olun, size yalvarıyorum” diyor genç adam, gözlerinde endişeyle karışık korkuyu görebiliyorsunuz. “Büyüklerimizin, anneanne ve dedelerimizin bizlere öğrettiklerini unutmamalıyız, ritüellerimizi yürekten hatırlamamız gerekiyor.”

Peru’nun bereketli köylerinde nesillerce “doğayla konuşarak” ve o’na “müzikler çalarak” yaşamış olan köylüler, iklim şartlarındaki değişikliklerden ve zirai ilaç kullanımı gibi toprağı zehirleyen uygulamalardan sonra yaşadıklarını anlatıyorlar bu belgeselde.

yazının devamı