Basit evim: Koleksiyonlar…

Yazılarımı ilk günden itibaren okuyan okuyucular bilirler, minimalizme doğru yolculuğum çok eskilere dayanıyor. Ama bu demek değil ki evimde kullandığım eşyaları yıl içinde tekrar kontrolden geçirmiyorum.

İlkbaharın doğaya ve dolayısıyla bana da getirmiş olduğu enerjiyle evimi sil baştan gözden geçirmeye başladım. Kısaca bu faaliyete ”fazlalık kontrol testi” diyorum ben.

Her ne kadar tüketim alışkanlıklarımı ciddi anlamda terbiye ettiğime inansam da eşyalarımı yılda bir yada iki kez bu testten geçirmenin faydalarını çok gördüm. Öncelikle bu konuda kendinizi disipline etme şansınız oluyor, evde eşya yığınının önüne geçmek için öncelikle ”evinizden içeri” girecek olan materyallere daha da dikkat etmeye başlıyorsunuz.

Basit yaşam ve bana göre bir adım sonrası olan minimalist yaşamın ilk adımlarından biri kuşkusuz ki ”satın almama!” yada ”tüketmeme!” konusunda gönülden bir bağlılıktır. Bu öyle bir bağlılıktır ki bir süre sonra para harcamaktan hem keyif alamaz hale gelebilir hem de ”gerçekten de satın almam gerekiyor mu” şeklinde soruları çok sıkça sorarken bulabilirsiniz kendinizi.

Fazlalıklardan kurtulma yazı dizisinde, bu işin yöntemini paylaşmıştım sizlerle. Orada hatırlarsanız kutulardan bir tanesine kurtulmakta kararsız kaldığımız eşyaları yerleştiriyorduk. İşte yazımın konusu olan dergi ve cd’ler böyle bir kutuya konmasa da kararsızlar sınıfındaki yerini uzunca bir süre almak zorunda kaldı.

Tek başınıza yaşıyorsanız minimalist bir ev düzenleme çabası daha az zorlayıcı olabilir. Ama eğer ki evliyseniz yada ailenizle beraber yaşıyorsanız bu çaba hayale de dönüşebilir. Bunun en büyük nedeni ise diğer aile fertlerinin de sizinle aynı pencereden bakabilmesi ve basit yaşamaya gönüllü olması gerekir.

Aslında ben kendimi çok şanslı kabul ediyorum çünkü eşim zaten adı basit olsun olmasın eşyalara ve tüketime karşı mesafeli bir hayat sürdürmeye meyilliydi. Ama minimalist yaşamla ilgili bizim de anlaşamadığımız konular var ki bunların başında cd’ler geliyor. Cd’leri takiben eşimin inanılmaz çizgi roman ve mizah dergisi koleksiyonu ise ayrı bir dünya.

Yüzlerce eski dergi ve kasetler, film, oyun ve müzik cd’leri… Benim gibi az ve öz sevdalısı bir insan için inanılmaz bir yük aslında.

İşte kilit cümle ”benim için yük”… İyi de benim için yük gibi görünen ve varlıklarını kabul edemediğim eşyalar belki de eşim için çok ama çok anlamlılar. Ben eşyalardan nispeten daha kolay vazgeçebiliyorum diye aynı rahatlığı böylesine kıymet verdiği eşyalardan kopması için eşimden de beklemeli miyim?

Hiç unutmam, yıllar önce kendisine ”bu dergileri ne yapsak, raflarda öyle durup tozlanıyorlar” dediğimde gözlerindeki o hüzünlü bakış hala hafızamda. Minimalist yaşam konusunda beni oldukça fazla destekleyip elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını bilmekle beraber sevdiği ve yıllarca emek sarf ederek biriktirdiği dergilerinden vazgeçmesini beklemek çok da zorlayıcı bir davranış olmaz mı?

Dergiler konusu böyle, gelelim cd’lere… Offf… Nereden başlasam yazmaya bilemedim hiç. Tahminim toplamda 500’den fazla (aslında çok iyimser bir rakam emin olun) cd var evimizde. Bunların içinde izlenmiş filmler, eşimin oynadığı oyunlar ve müzik cd’leri yer alıyor.

Bu pazar günü ben artık dayanamadım ve benim ”eşya yığını” eşimin ise ”kıymetlimis” dediği bu nadide parçalara çözüm bulma teklifi getirdim. Uzun uzun konuştuk, fikir alışverişinde bulunduk, tatlı sert atıştık. Ben ”olmasa ne olur” dedim, eşim ”olsa ne olur” dedi kısaca :) . Ortak verdiğimiz ilk karar çizgi roman, mizah dergileri ve eski müzik kasetlerine hiç dokunmamak oldu.

Fakattt… Koleksiyonlarına gösterdiğim anlayışı cd’lere gösteremeyeceğimi açık ve seçik ifade ettim. Bunun nedenlerinden bir tanesi ise inanılmaz yer işgal eden cd’lere bulunabilecek çözümler için para harcamak istemememdi. Çözümlerin maliyeti ise;

* 240 adet cd alan cd çantası: 100 tl (Bize en az 2 yada 3 tane gerekir)

* İlave bir kitaplık daha: Ortalama 150-200 tl

* Harici bellek: Ortalama 400-500 tl (Ben pek anlamam ama bizimki kadar çok cd’niz varsa yüksek hafıza kapasiteli harici belleklere ihtiyacımız varmış)

Bu kadar çok sayıda cd’ye sahip olmaktansa neden sayılarını azaltma yoluna gitmeyelim dedim ve ne kadar varsa hepsini toparlayıp salonumuza getirdik ve sehpaya dizdik. Sonra hepsini tek tek kontrol etmeye başladık. Verdiğimiz en önemli karar neredeyse tüm vcd filmlerden kurtulmak oldu. İçlerinden bir kaç tane çok sevdiğimiz filmi ayırdık sadece.

Müzik cd’lerinin hepsinin kalmasına karar verdik.

Dvd filmlerde ise diğerlerindeki kadar sakin kalamadık. Eşim epey bir diretti sayıyı azaltmamak için ama tek tek kontrol etmeye başladıkça aslında bir çoğunun varlığının gereksizliğine kendisi de şahit olmuş oldu. Çok sevdiğimiz Japon çizgi filmlerinin (anime) hepsinin arşivimizde kalmasını ise ortak bir kararla neticeye bağladık.

Asıl bomba ise oyun cd’lerinde patladı. Çok ciddi bir dirençle karşılaştığımı söylemeliyim. Ortam korkunç derecede sisliydi. İkimizden de ses çıkmıyordu. Oyunların eşimin dokunulmazlık bölgesine girdiğini biliyordum ama gene de kendimi tutamadım ve ”en azından benim için bir kontrol etsen” dedim sessizce. Çünkü biliyordum içlerinde mutlaka artık kıymet vermediği ve olmasa da olur diyecekler çıkacaktı.

Oyun cd’leri denizinde eşim düşüncelere daldığı sırada gördüğüm manzara ise eski arkadaşların birbirleriyle yıllar sonra tesadüfen karşılaşmasındaki o şaşkınlıktan farksızdı. Aradan çokça zaman geçmişti ve eskisi kadar çok konuşacak ve paylaşacak şeyleri olmadığını fark etmenin yarattığı ruh hali gibi, eşimde tek tek oyunlarını ayırıyordu. Çok hüzünlü bir sahneydi…

Uzun lafın kısası engelli koşuya benzeyen bu süreçte en son ve en zor olanı olan oyunları azaltmayı kazasız belasız becerebilmiştik. Cd’leri sayı olarak tahminimizden de fazla azalttık. Kalanları ise şimdilik eski yerlerine koymaya karar verdik. Bence kalan cd’ler için en güzel çözüm ”harici bellek” almak ve cd’leri oraya aktararak eşya kalabalığını daha da bir azaltmak.

Evimizde ve hayatımızda basitleşmeye giderken aile fertlerinin de bu yolculuğa gönüllü dahil olmaları sarf edilen tüm emeklerin değerini daha da artıracaktır…

Reklamlar

4 thoughts on “Basit evim: Koleksiyonlar…

  1. Benim de 1960-70 arası basılan dergilerden ufak bir koleksiyonum var ve tozlanmak bir yana kağıtlar yıpranıyor. Büyük beyaz kutuda saklıyorum ve rafta sadece 2 obje varmış gibi hissettiriyor. Tabi çözüm değil((

    • yakın zamanda ev taşıdığımızdan dolayı eşyanın aslında ne denli bir yük olabileceğine eşim kendisi çok daha iyi şahit oldu. koleksiyonlarıyla ilgili ciddi ciddi düşünmeye başladı…

Yorumlar kapalı.