Elde bulaşık yıkama serüvenim

Bir süredir bulaşık makinesini erken emekliliğe ayırmakla ilgili planlarım vardı. Bu durumdan mutfaktaki yerinde kendini güvende hisseden bulaşık makinesi’nin (BM) haberi var mıydı? Yok tabii ki, ondan gizli gizli yürüttüm tüm planımı. Peki neler oldu?

Evimdeki eşyalara şöyle bir baktım da içlerinde en kaprislisi açık ara BM. Aslında ilginç olan ise, en kolay ikame edilecek olan da kendisi. Buzdolabı yada çamaşır makinesi olmadan sanırım hayatımız ciddi anlamda zorlaşırdı ama BM’ne alternatif olarak bulaşıkları elimizde kolaylıkla yıkayabiliriz değil mi?

BM’nin tuzunun bittiğine dair ışık yanmaya başladığında, ben artık kesin kararlıydım. Bir süre elde yıkamayı deneyecektim. Düşüncede kalmadı ve eyleme de geçirdim bu isteğimi. Elde bulaşık yıkama konusunda ise motivasyonum tamdı. ”Eğer elde yıkama işini rutine oturtabilirsem, BM’nin yok efendim parlatıcısı bitmiş, içi kokuyormuş, ev yapımı BM deterjanını daha nasıl geliştirebilirm vs. gibi ekstra sıkıntılardan kurtulacağım” diyordum kendi kendime.

Ben bu hızla BM’ye hiç dokunmadan bulaşıklarımı elde yıkamaya başladım. Ama bendeki keyfi bir görseniz! Sanki dünyayı kurtarmaya çalışıyorum :) İhtiyacım olan şeyler; su, sabun ve bulaşık eldiveni. Süper …

Hafta sonu sabahı çıkan bulaşıkların hepsini ilk kez elde yıkadığımda, ”tamam ben bu işi başaracağım” dedim. Evet biraz zaman almıştı kabul. Ama varsın alsındı, artık BM’ye ihtiyacım kalmayacaktı. Sonra efendim, öğle yemeği hazırlıkları başladı. Eşimle beraber yemek hazırlarken, ben de bir yandan çıkan bulaşıkları yıkıyordum ki birikmesin, çok yorulmayım. Yemekler hazırlandı, afiyetle yendi, sonra masa toplandı. Hani derler ya ”dakika bir gol bir” diye. Aynı durumu yaşadım. ”Nasıl yani, daha az önce yıkamıştım o kadar bulaşığı, bunlarda nerede çıktı” dedim. Tam ”offff” çekecektim ki, içimdeki o destekleyici ses ”dayanmalısın, sakın pes etme, bak yandan yandan BM sana bakıyor, aman diyeyim pes etme” diyordu.

Annemin, ”bulaşıkları sakın biriktirme altından kalkamazsın” sözü kulağımdan çıkmıyordu. Neyse bu sefer ben yıkadım eşim duruladı. Bu arada da bol bol sohbet etmeye devam ettik. ”Ne güzel” dedim, ”birlikten güç doğarmış, bak BM sana artık ihtiyacımız kalmıyor” dedim müthiş bir güvenle. Bu arada da ufak ufak yorgunluk emareleri kendini göstermiyor değildi tabi …

Akşam oldu hüzünlendim ben yine :) Yemek yiyeceğiz, süper, fakat ben belli etmiyorum, hafiften bir sinir hali aldı beni. Daha yemek yemeden çıkacak bulaşıkların miktarını vs. hesaplıyorum ben kafamdan ve tabi tüm bu hesaplamaları BM’ye çaktırmadan yapıyorum. Lafı çok uzatmayayım (tamam farkındayım, lafı yeterince uzattım, bu yazılık böyle olsun artık), akşam bulaşığında eşimle beraber hummalı bir çalışma gerçekleştirdik ve bu görevi de layıkıyla yerine getirdik.

Fakat bende bir huzursuzluk hali baş göstermeye başladı. Elde yıkamak bir nebzede olsa içimi rahatlatmıştı çünkü sabunla yıkıyordum, başka hiçbir şeye ihtiyaç duymuyordum. Gel gelelim, daha ertesi gün olmadan ben, çıkabilecek bulaşıkları düşünüp sıkıntıya girmeye başladığımı hissettim. En baştan BM’yi erken emekliye ayırma planları yaparken bu tarz sıkıntılar yaşayabileceğimi hesaba katmamıştım.

Ertesi günü ise tek kelimeyle özetlemek istiyorum ”EZİYET”. Çok üzgündüm, ben öyle kolay kolay zorluklardan kaçan bir insan değildim çünkü. Ama bazen insanlar sınırlarını bilmeli değil mi? Ben de bu düşünceyle kendimi rahatlatmaya çalıştım.

Sonucu ise şöyle kısaca toparlarsam;

* Elde bulaşık yıkamak gerçekten de vakit alıyor. (Önerisi olan varsa, paylaşırsa sevinirim.)

* Su kullanımı daha da artıyor gibi geldi. (BM’nin su tasarrufu sağladığı ile ilgili yapılan çalışmalar var bunu biliyorum, ama kendimde test etmiş oldum bu durumu)

* Bulaşık makinesi günümüzün yoğun geçen hayatında benim için bir ihtiyaçmış bunu anladım.

* Bulaşık makinesi neye ihtiyaç duyuyorsa, zoruma gitmeden bu ihtiyaçları karşılamaya karar verdim.

Not 1: Ben bu yazıyı yazdığım sırada bulaşık makinem, kendine has ritmiyle çalışıyor ve bu ses kulağıma güzel bir melodi gibi geliyor.

Not 2: Yazının sonuna doğru yaklaşırken ben birazdan yazımın başlığını değiştirmek için gerekenleri yapacağım. Neden? Çünkü yazımın şu an itibariyle başlığıyla yazdıklarım arasında uzaktan yakından hiç bir alaka yok :) (Yazılarımı düzenli okuyanlar bu duruma şaşırmamıştır çünkü ben bunu daha öncede yaptım.)

Not 3: Bir sonraki yazımda, birazdan sileceğim başlığın hakkını vereceğim.

Not 4: Bu arada bulaşık makinem ”içimi rahat tutmamı, bana küsmediğini ve tüm bu çabamı anlayışla karşıladığını, evimde olmaktan çok büyük bir mutluluk duyduğunu” söyledi. Ben de tüm bu duyduklarımı sizlerle paylaşmak istedim…

Not 5: Bulaşık makinesini tekrar kullanmaya başlamamıza benden daha çok eşim sevindi. Neden acaba?

4 thoughts on “Elde bulaşık yıkama serüvenim

  1. bulaşık maceranızı gülümseyerek okudum . eskiden bulaşık makinesi yoktu, ama bugunu eskiler gibi yaşayamayacağımızı , dunun koşullarıyla bugunun koşullarının uymadığını, her yeni gunun kendi koşulları ve gereksinimleri olduğunu günlük rutinimiz olan bulaşık yıkama maceranızla göstermiş oldunuz.

    • bulaşıkları elde yıkama çabam aslında eskilere duyduğum özlemden ziyade, bulaşık makinesinin yani BM’nin :) isteklerinin hiç bitmemesinden kaynaklanıyor. çok kaprisli çokk…..

  2. Bulaşık makşnesi deterjnaı olarak limon tuzu veya karbonat sirke karışımı kullanıranız kokus olmaz, temini de kolay ve ucuz malzeeler. Parlatıcı olarak da sirke kullanıyorsunuz zaten sanırım. Bulaşık makşnesi tutu olarak da nrmal kaya tuzu ya da limon tuzu kullanabilirsiniz. Yıllardır böyle kullanıyorum, hiçbir sorunla karşılaşmadım.

    • sizin yaşadığınız şehirde musluk suyunuzun sertlik derecesi yüksek mi? eğer yüksek ve bulaşık makinesi tuzu olarak limon tuzu işe yarıyorsa çok imrendim size. çünkü benim makinede organik bulaşık makinesi tuzu bile yetersiz kalıyor nerdeyse…

Yorumlar kapalı.